Kuran-i Kerim’de Zikir / Lokman Helvacı

      Share

      Hafıza-i beşer nisyan ile malul olduğu için bazı şeyleri unuturuz ve bunun için de hatırlatmak kaçınılmaz oluyor. Hatırlamak ta birkaç çeşit. Bu, unuttuğumuz şeyin ne olduğuna bağlı biraz da.

       Bazan unutulanı kendi kendimize hatırlarız. Bazan da bir başkası hatırlatır. Mesela çocukken anamız babamızdır bunlar. Belki ilk hatırlatma bizleri koruma adına sobayı, çaydanlığı “cıs” diyerek hatırlatmalarıdır. İlkokulda öğretmenimizin derste   olduğumuzu unuttuğumuzda “susun çocuklar dersteyiz” demesi veya eldeli toplamayı öğretirken unuttuğumuz “elde var 1” i hatırlatmasıdır. Bazan da teknolojik hatırlatmalardır ki gösterge, arabamızda benzinin bittiğini haber verir telefon bataryanın azaldığını haber verir v.s… demekki insan oğlu buna muhtaç.

       Bunlardan başka Rabbimizin hatırlatması vardır ki o da zaman zaman peygamberleri vasıtasıyla varlığını yeniden hatırlatması ve insanoğlunu karanlıktan aydınlığa çıkarması vardır. Bir ismi de “zikr”olan  Kur’an-ı Kerim ise hatırlatma bakımından çok zengindir.

       

      K.Kerim’de Zikr kelimesi türemişleriyle birlikte …. yerde geçmektedir. Bu kadar üzerinde durulan husus elbette çok ehemmiyetlidir.Bu ayetlerde geçen “zikr”den türemiş kelimeler anmak, hatırlamak, hatırlatmak,  nasihat, düşünüp anlamak, iyice düşünüp ibret almak, verilen öğütler, Kitap,Tevrat, incil,K.Kerim, aklını başına almak, şan-şeref gibi manalarda kulanılmışlardır. Bizim bahis mevzumuz ise ancak mastar olarak geçen zikir kelimesi olacaktır.Yani zikrullah üzerinde durmaya çalışacağız.

      Zikir mefhumu insanın gönül tarafına hitab eden bir olgudur. İnsan  hem beden hem de ruh ahengini gözetmek zorunda olduğu için nasıl ki midesini birkaç lokma ile doyurmaya muhtaçsa gönlünü ve kalbini de bir şekilde doyurmalıdır. Bunun nasıl olacağı Rad suresi 28. ayette şöylece açıklanmıştır: “İman edenlerin kalpleri Allah’ın zikriyle huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah’ın zikri ile huzura kavuşur.”

      Zikirle alakalı ayetlerden bazısı mü’mini tarif ederken aynı zamanda gönüllerin ulaşacakları kalbi kıvamdan  bahseder: “Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.” Enfal S.2

      Bu hususdaki bir diğer hatırlatma ise şöyledir:“İman edenlerin Allah'ı zikretme ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.”Hadid s.16

      Hem bedenleri hem kalbleri Allah’ın zikrine uygunlaştıran unsur ise bizzat Kur’anın kendisidir.bu husus Zümer suresi 23.ayette şöylece açıklan- mıştır:“ Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.”

      Rabbimiz cümlemizi zikir ehlinden eylesin ki ahirette pişmanlık çekmeyelim. Allahın zikrinden yüz çevirmenin ne kadar acı bir neticesi olduğunu Taha suresindeki ayetler açıkça ortaya koyuyor: “Kim de beni zikretmekten yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz. O: Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!, der. (Allah) buyurur ki: İşte böyle. Çünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun! ”Taha S.124-126

      Allah’ın zikrinden yüz çevirenlerin durumu bir başka ayette şöyle geçer: “… Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır.”Cin S.17

      Zikirden kim uzak kalmak ister ki.Zira bakınız ayet nasılda tehditkar:De ki: Allah'a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler” Enbiya S.42

      Kuran-I  kerim’de  8 yerde “feveylün” yani “yazıklar olsun” ifadesi geçer.Bunlardan birisi de Allah’ın zikrinden uzaklaşanlarla ilgilidir: “Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” Zümer S. 22

      Zikirle Şeytan arasında da bir alaka vardır. Biri varsa diğeri yoktur. “Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.” Zuhruf S. 36. Rabbim kendi zikrinden gafil eylemesin.Amin.     “Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar”.Mücadile S.19

      Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?”Maide S.91

      Madem ki şeytan bizi Allahın zikrinden ve namazdan uzaklaştırmak istiyor, o halde onun özelliklerini daha iyi tanımak mecburiyetindeyiz  . Öyleyse Rabbimizin “apaçık düşmanımız” diye tanıttığı şeytanı tanımaya devam edelim.

      “Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vâdeder” Bakara S.268“ (Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir; halbuki şeytanın onlara söz vermesi aldatmacadan başka bir şey değildir” .Nisa S.120. “  Fakat kalpleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını câzip gösterdi” Enam S. 43. Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür” Nisa S. 119

      Rabbimizin ihsan ettiği iman ve iradeye ilaveten O’nun lütuf ve rahmeti olmazsa işimiz kolay değil doğrusu. O, peygamber olan ilk atamızı dahi aldatabildiyse rabbimizin yardımına ne kadar muhtacız düşünün.Hele bir de Rabbimizin huzurundan kovulmanın hırs ve kızgınlğıyla “Sırat-ı mustakimdeki inanan insanları sağından,solundan,arkasından,önünden gelerek yoldan çıkaracağına and içen” bir şeytan varsa karşımızda işimiz hakikaten çok zor.Ama şu iki ayet yüreklerimize su serpiyor: “ Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz” Nisa S. 83. “…şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır” Nisa S. 76. Yani onun kurduğu zayıf düzeni yıkabiliriz.Teslim olmak yok. Şunu da itiraf etmeliyiz  ki düştüğümüz her hatayı şeytanın üstüne yıkmak olmaz. “..fucura da takvaya da kabiliyeti olan” Nefsimizin de işlenen günahta payı olduğunu unutmayalım.Eğer bize bir defalığına sunulan hayat imtihanını başarmak istiyorsak bunun formülü bellidir:           1-Kıyamete kadar Rabbimizden mühlet alan şeytan  “ ihlaslı”  kullarını aldatamıyacağını söylediğine göre , çok cetin de olsa amellerimizi ve niyetlerimizi ihlasla bezemek mecburiyetindeyiz. 

      2- Günaha da sevaba da meyletme kabiliyetinde yaratılmış olan nefsimizi tezkiye ve terbiye etmektir.                                           

       

      Allah’ı zikretme konusunda iki şeye dikkat çekiliyor ki hüsrana uğramayalım diye“ Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır” “Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar”Nur S.37.

       Yine aynı hususta bir başka ayet-I kerime de asl olanın, kalıcı olanın ve bel bağlamaya değecek olanın ne olduğunu çok güzel anlatır: “Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır”. Kehf S.46

      Çok manidardır ki Rabbimiz zikr okuyanlara da kasem etmiştir: Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.Namazımızı dahi onu anmak için kılmıyor muyuz? “ beni anmak için namaz kıl.”Taha S.14

      Zaten Allahı çokça anmak bizlere rabbimizin apaçık emri değil mi? “Ey inananlar!  Allah'ı çokça zikredin.” Ahzab  O halde var gücümüzle O’na yönelmeliyiz. Bu da O’nun bizden isteği:

      Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel.”Müzzemmil S.8

      “Sabah akşam Rabbinin ismini yâdet” İnsan S. 25

      “ Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.” Araf S. 205

      Bakara Suresinin 151. ayeti aynı zamanda peygamberin tezkiye özelliğine  işaret etmektedir.   “ Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.” Peşinden gelen ayette  “ Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin! ” buyruluyor.Müfessirler bu topluluğun melekler olduğunu

      Ifade ediyorlar.Nefis taşıyan insanın kendisini anmasından hoşnud olan Rabbimizin, insanın yaratılışına itiraz eden meleklere “ben sizin bilmediklerinizi bilirim” demesine adeta bir telmih ve atıf vardır. İnşaalah bu hususdaki hadisi şerifleri “Hadislerde zikir” konusunda ele alacağız.

      Bizlere kitabı öğreten Efendimiz(s.a) Allahı zikrederek temizlenip felaha erebileceğimizi yine Rabbinin sözleriyle hatırlatıyor : “Temizlenen, Rabbinin adını anıp O'na kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir” A’la S.14 -15.

      “…Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz”Cuma S.10

      “..Allah'ı çok anın ki başarıya erişesiniz” Enfal S.45

       

       

      Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'I hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler. Al-i imran 135

      peygamber(a.s)’ın geceleri gözyaşları dökerek Rabbini zikredip tefekküre daldığı Al-i İmran Suresinin 191. ayetini bizler de alışkanlık haline getirmeli vird edinmeliyiz. “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ıanarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!”

       

      Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. Ahzab S.21

                 

                  Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikretmek isteyenlerle gelecek sayımızda,hadislerde zikir konusunda buluşmak ümidiyle…

      • Hits: 1134 clicks

      Tecox component by www.teglo.info